Klasik
paranormal olaylar olan Telepati ve ruhsal görü aslında
duyu ötesi algı adıyla bilinen yeteneklerdendir. Oldukça
yakın bir zamana kadar Telepatinin bir çeşit manyetik
yada elektriksel etki olduğu düşünülüyordu. Oysa bunun
böyle olmadığı deneylerle ispatlandı. Bir kere
elektriksel enerjinin uzaklık arttıkça zayıflaması
gerekir. Ama Duyuötesi algılama uzaklıktan etkilenmez.
Bir eşyaya baktığımızda onu görürüz. Ama, eğer bu eşyayı
görme mekanımız dışında, hatta kilometrelerce uzakta bir
yerdeyse ve biz zihnimizde onu görebiliyorsak işte bu
Duyuötesi algıdır. örnek vermek gerekirse. Çoğu kez
yaşadığınız anı sanki daha öncede yaşamış yada bir
filmde görmüşsünüzde hatırlayamıyorsunuz izlenimine
vardığınız olmuştur. Yine birisini düşünürken aniden o
kişiden telefon geldiği yada yolda karşılaştığınız çok
olmuştur.
Şimdi şunu deneyebilirsiniz.Telepatik gücünüzü bir ölçün
bakalım.
Bu deneyde bir arkadaşa ihtiyacınız olacak;
52 İskambil kayıtları alın ve iyice karıştıırn.Bu
kartları gelişi güzel karıştırın. Daha sonra
arkadaşınıza sırası ile bir kart çekmesini söyleyin ama
size görsetmesin.
Arkadaşınız bu durumda verici olur. Sizde alıcı olarak
arkadaşınızın o an hangi karta baktığını zihninizde
sorgulayın ve cevabını verin. Kaç denemede kaç tane
kartı doğru tahmin ettiğinizi bir yere not edin. Eğer
yüzde 30'un üstünde tahminler yapabiliyorsanız. Çok
çalışmalısınız. Yüzde 50 ve üzerinde tahminleriniz varsa
sizde Telepatik yetenek var demektir.
AÇIKLAMALAR
Telepatiyi kuramsal bir temele oturtma çabaları
"Parapsikoloji Dersleri" adlı kitapta şöyle
anlatılmaktadır: Telepati sözcüğü 1882'de F.W. Mayers
tarafından İngiliz Ruhsal Araştırma Derneği'ni kurduğu
zaman konmuştur. Kelime, Yunanca'dan türetilmiştir.
Tele, uzaktan, pathos ise duygu, düşünce demektir.
1930'lu yıllardan itibaren bu konuda araştırmalar
yapılmaya başlanmış, bilim adamları tarafından kayıtlar
tutularak çeşitli deneyler yapılmıştır. Amaç, konuya
bilimsel açıklık getirmeye çalışmaktır.
Beyindeki her aktivite atom seviyesinde kimyasal bir
değişime neden olur. Bunun sonucunda çevreye bir tür
enerji dalgaları yayılır. Her enerji formunun da bir
yayını vardır.Radyasyonsuz hiçbir şey var olmaz. Her şey
hayat denizi içinde titreşir durur. Bu sadece canlılar
için geçerli bir husus değildir.Canlı-cansız her şey bir
titreşime sahiptir. radyasyonsuz dalga formlarının
milyonlarca tipi vardır. Bunların pek çoğu zamanımızda
henüz ölçülebilir halde değildir."
"Bilime göre fizik radyasyonların tümü, uzaklığın
karesiyle azalır. Örneğin, bir verici telsizden gelen
radyasyon, uzaklık içinde gücünü hemen yitirir. Gerek
Dr.Rhine, gerekse öteki araştırmacıların elde ettikleri
sonuçlara bakılırsa, telepati için böyle bir düşüş söz
konusu değildir.
Uzaklığın hiçbir etkisi olmaksızın telepatik transmisyon
başarılmıştır. Hatta uzaktan yapılan denemelerin
yakından yapılanlara oranla daha sağlıklı oldukları
ifade edilmiştir. Dr. Rhine bu bakımdan telepatinin
radyant olmayan bir başka enerji şeklinde ele
alınıp.açıklanması gerektiğini belirtmiştir. Çünkü, o
uzaklığın karesiyle ters orantılı etkilenmemektedir.
Bununla birlikte hemen tüm matematikçiler bunu kabule
yanaşmamıştır. Bunlardan bazıları da beynin bilinmeyen
özel bir enerji yayarak titreştiği düşüncesini kabule
meyletmiştir